← Tüm yazılar

İçsel Kilometreler: Kendine Dönüş Yolculuğu

Yola çıkmadan bir iki kelam edeyim istedim.

· 4 dk okuma
<p>Evet, en son uzun turumu 10 sene önce, 2016'da yapmıştım. Hatta İstanbul'a döndüğüm tarih 15 Temmuz; unutmak ne mümkün! </p><p>Yorgunluktan ölüyordum, evde su yoktu. Markete gittim ve yaklaşık üç haftadır ülke gündemiyle alakalı hiçbir şeyi takip etmediğimi fark ettim; öyle bir boşaltmışım ki beynimi...</p><p>Markette kafamı televizyona kaldırdım. Bir asker, Boğaz kıyısında birine diyordu ki: </p><blockquote>'Eve gidin, darbe oluyor.' </blockquote><p>Bakkal dayı ise 'Böyle darbe mi olur? Bu saatte darbe mi olur?' diyerek bayağı bir eğlenmişti. Eve gittim; ayağımı, kafamı kaldıracak dermanım yoktu. Üç haftanın bütün yorgunluğu üzerimdeydi. Bir yandan ülkede ne olduğunu merak ediyordum ama yorgunluğum ağır bastı, uyuyakaldım.</p><p>Sabah bambaşka bir ülkeye uyanmıştık. Daha sonrasını detaylı anlatmayacağım, zaten son on senede hep beraber yaşayıp gördük. Sanki dün gibi ama üzerinden tam 10 sene geçmiş, vay anasını...</p><p>Bu 10 senede sanki hiçbir şey yapmamışım gibi hissediyorum. Umutlarımı, heyecanımı kaybettim; insanlara bakış açım değişti. Hep 'daha iyi olur' umuduyla yaşadım ama hiçbir zaman daha iyisi olmadı, hep daha kötüye gittik. Neyse; ülkenin jeopolitik, politik ve magazin konularından uzaklaşıp kendimize dönelim.</p><p>Son bir buçuk sene oldukça enteresan geçti. Detaylarını belki ileride yazarım ama şu an bunu yazacak gücü kendimde bulamıyorum. Zaten bu yolculuk biraz da bu konulardan, genel olarak her şeyden uzaklaşmak için çıktığım bir içsel yolculuk.</p><p>Paulo Coelho'nun harika bir romanı vardır, muhakkak okumuşsunuzdur: <em>Simyacı</em>. Hikaye Santiago'nun bir incir ağacının altında rüya görmesiyle başlar ve yine o ağacın altında sonlanır. Ama Santiago, yıllarca yol alıp tekrar o ağaca geldiğinde artık aynı kişi değildir. </p><p>İşte benim yolculuğumun amacı da tam olarak bu dönüşümü yaşamak. </p><blockquote>Asıl hazine işin sonunda elde ettiğin değil, elde edene kadar yaşadığın macera ve bu maceradan edindiğin deneyimdir. İnsanın hayattaki en büyük arzusu esasen keşfetme arzusudur ve bunu tatmin ettiği sürece heyecanla daha fazlasını ister. Tevekkül ederek çıktığın her yolculukta, her kapının ardından ne çıkacağını görmek ve her kapattığın kapıdan sonra yeni bir insana dönüşmek, daha çok ve daha çok deneyim kazanmaktır.</blockquote><p>Bu bir buçuk sene içinde çok yalnız kaldım. Bazı arkadaşlarım depresyona girdiğimden korkup 'doktora git' dediler. Gittim, ilaç da kullandım. Sonra yalnızlığın aslında bana çok iyi geldiğini fark ettim. Özellikle bu dönemde YouTube'da denk geldiğim Suavi'nin bir konuşması beni o kadar iyi anlatıyordu ki... İyileşmem için değil de, doğru yolda olduğumu hatırlatması açısından harika bir tavsiye niteliğindeydi. </p><p>Suavi; yalnızlığı bir içe çekilme veya karamsarlık olarak değil, bireyin kendi iç sesiyle konuşma ve özeleştiri yapma kabiliyeti olarak görüyor. Yalnızlığın insanı çoğaltan, değiştiren ve dönüştüren bir süreç olduğunu söyleyerek bitiriyor konuşmasını. </p><p>Bu benim için o kadar doğru bir tespitti ki, bakış açımı tamamen değiştirdi. </p><blockquote>Ve yalnızlığın en güzel olduğu yer, kesinlikle motosikletin üstünde yol alırken; kafanda kask, belki kulaklarında eski bir Türkçe şarkı... Kendi kendine kaldığın, kendi kendine konuştuğun, kendi kendine muhasebe yaptığın ama aslında asla yalnız olmadığın; çünkü tüm dünyanın gürültüsünü susturup, sonunda kendi sesini duyabildiğin o eşsiz limandır.</blockquote>