kader vardır
Kader konusu bana ortaokulda din kültürü dersinde öğretilmeye çalışıldı. O yaşta hiç anlamamıştım. Bir insanın yaşayacakları nasıl önceden yazılı olabilirdi ki? Öyleyse özgür iradeye ne gerek vardı?
Burada anlatılması zor bir çelişki var. Ne yaparsan yap, bir taraf diğer tarafı kurtarmıyor. Yaşayacaklarımız biz doğmadan önce yazılıysa, özgür irademizi nereye koyacağız? Özgür iradeyi işin içine katınca, önceden yazılmış bir şey nasıl gerçekleşebilir?
Aklımı ve mantığımı ne kadar zorlarsam zorlayayım, kafam bu konuyu bir türlü tam olarak almadı. Sanki elimde iki ucu da dolu bir ip vardı; hangi ucundan çekersem çekeyim, diğer uç boşluğa düşüyordu.
Kaderi anlamak için kırk yaş geçirmem gerekiyormuş. Kırk baharı devirmem, özgür irademle bir sürü karar vermem ve o kararların sonuçlarına katlanmam gerekiyormuş. O zamanlar bunu da bir teselli cümlesi gibi görürdüm; "zamanı gelince anlarsın" demenin süslü bir hali.
Şimdi geldiğim noktada avazım çıktığı kadar bağırarak söylemek istiyorum: kader gerçek. Bundan, yarın güneşin doğudan doğup batıdan batacağını bildiğim kadar eminim. Yazgının önceden yazılıp yazılmadığını hâlâ bilmiyorum. Ama her insan bu dünyaya kendi kaderini yaşamaya geliyor.
Bütün yaşadıklarını hazmedip kendinle yoğurduğunda gözünüzün önüne öyle bir geliyor ki, yaşadıklarınız sanki bütün gezegenlerin aynı hizaya girmesi gibi bir araya toplanıyor. Yıllarca birbirinden kopuk sandığınız olaylar, aslında hep aynı çizginin üzerinde dizilmiş oluyor; siz sadece o çizgiyi göremeyecek kadar yakınından yürüyormuşsunuz. O kadar yakından baktığımız için görmemiz zor oluyor. Körlük işte.
O eşsiz deneyimini yaşarken, hayatınıza geriye dönüp bakıyorsunuz. Aslında "geriye dönüp bakmak" bile yanlış bir tabir; bakmak değil, hepsini aynı anda görmek gibi bir şey. O an hissettiğiniz şu oluyor: bütün hayatınız boyunca verdiğiniz kararları, sanki tam da o anı yaşayabilmek için vermişsiniz. Ya da şunu fark ediyorsunuz: o olayları zaten yaşamanız gerekiyormuş.
Bu, kadere inanmak değil. Kaderi bütün duyu organlarınızla bilmek gibi bir şey. İnanmak, bir şeyi doğru kabul etmektir. Bilmek ise, artık ondan şüphe edecek bir yerinizin kalmamasıdır.
Kırk yıl boyunca kader inancı olmayan biri olarak bunu şimdi arkadaşlarıma anlatmaya çalışınca, çoğu anlamakta zorlanıyor. Bu çok normal. Hatta bence kader inancı olan insanlar bile bu hissiyatı yaşamadan onu tam olarak anlamayabilir. Bana da, benim yaşadıklarımı yaşamamış biri bunu anlatsa, muhtemelen benim de kafam almazdı.
Bir dili öğrenmeden o dilde yazılmış bir şiiri gerçekten anlayamazsınız; çevirisini okursunuz, ama şiirin kendisi elinizden kayar gider. Kader de biraz böyle. Anlatabileceğim en yakın cümle şu olabilir: hayatında yaşadığın her şeyi yaşamak zorundaydın. Bu his kelimelerle taşınacak bir şey değil. Ancak benimle aynı tecrübeden geçmiş insanlar beni gerçekten anlayabilir.
Bu insanı çok derin bir yere götürüyor. Tamamlanmış hissediyorsunuz. Sanki uzun zamandır eksik parçası kayıp bir bulmacaya son parça yerleşiyor ve resim birden anlam kazanıyor. Bunu, başka insanlardan daha iyi bir yerde olduğumu söylemek için anlatmıyorum. Ama durum bu.
Yapılması gereken tek şey şu: yaşadığın hiçbir şeye lanet etmeyeceksin.
Geriye dönüp baktığında, acıların aslında en çok şey öğreten yerler olduğunu görüyorsun. Onlardan ders çıkarıp yoluna devam edeceksin. O acılara istediğin kadar büyük anlamlar yükleyebilirsin, ama tek şart şu: acıya takılı kalmayacaksın. Takılı kalırsan ilerleyemezsin.
Acı, üzerinden geçmen gereken bir nehir gibidir. İçine girip boğulabilirsin, kıyıda durup ona bakıp kalabilirsin, ya da onu hissedip kabul edip karşı kıyıya geçebilirsin. Üçüncüsü zor olandır ama tek ileri götüren de odur. Acıyı hisset, kabul et, içinde büyüt, hatta senin bir parçan olsun; sorun değil. Ama takılı kalma, ilerle.
Bunu yapabilirsen, acılarını sorgularsan, kaderinin ne olduğunu kendi gözlerinle göreceksin. Eski bir söz var: "Hazır olana Hızır gelir." Ve bütün yaşayan insanlar için, bunun yaşanabilecek en iyi deneyimlerden biri olduğuna söz veriyorum.
Kader vardır. Ve herkes bu dünyaya kendi kaderini yaşamaya gelir.