← Tüm yazılar

Aydınlanma

41 yaşıma girdim ve artık sanırım benim de söyleyeceklerim olabilir.
Çok doğru değerlerim vardı. O kadar doğruydu ki sarsılmazdı.
Gençlik yıllarımda, gülüşünü hâlâ içimde hissettiğim, ilk görüşte aşkı tattığım kadın… Bir insana güvenmenin nasıl bir şey olduğunu ondan öğrendim.
İçimde iktidara, sisteme ve topluma karşı, doğruluğundan emin olduğum haklı bir isyan vardı. İlk üç günü haklı bulunan Gezi Parkı eylemlerinin neferiydim. Medyaya güvenmenin nasıl bir şey olduğunu o günlerde öğrendim.
Zaman aktı geçti; eski dostlar düşman oldu, saçlar döküldü, ekildi. Rejimler değişti, umutlar yükseldi alçaldı. Masalar toplandı, dağıldı. Yirmi yıl sonra ilk kez haklı çıkacağıma bu kadar yaklaşmış, düşüncelerimin iktidara geleceğine o kadar inanmıştım ki hayal kırıklığı da o kadar büyük oldu. Siyasete umut bağlamanın nasıl bir şey olduğunu öğrendim.
Haklılığından şüphe duymadığımız, umut bağladığımız siyasi figürlerin bugün geldiği hâli görünce… Bir lidere güvenmenin nasıl bir şey olduğunu öğrendim.
Karakteriyle beni büyüleyen bir kadınla evlendim; onun, tam da beni büyüleyen o karakterinden çıkabileceğini gördüm. Onun için çok kötü, benim için çok ilginç bir yoldan.
Hayatta hep en çok güvendiğim olguların beni kırması… Bir dakika! Bu çok tuhaf bir şey değil mi? "Ben o zaman neyi 'bu kadar çok doğru' biliyorum ki 'bu kadar çok' kırılıyorum?" İşte bu güzel bir soru; ama gerçekten bütün o yollardan geçmişsen, gerçekten bu soruya hazırsan, önünde bir kapı açılıyor. Hayatta en çok güveneceğin, hiç yanlış yapmayacağını düşündüğün olguyu aramaya başlıyorsun. Cevap kendin. İşte burada ilk paradoksu yaşıyorsun. Bütün o söylenenlere güvenen de sendin. Kırılmalara sebep olan hataları yapan sen değil miydin? Tüm bunlar ışığında soru şu; Ben kimim? Hadi bakalım.
Yeni bir sınav başlıyor.
Kendine bu soruyu sorup "neyi severim, neyi sevmem" gibi cevaplar bulan ve buna göre hayatını yaşayan, görece iyi insanları kastetmiyorum. -bunların hepsini düşündük zaten, burası epey karanlık bir yer-.
Sorduğum şu: kendi fikirlerimin doğru olduğuna neden inanıyorum? Buradaki "inanıyorum" kelimesi çok ironik ve güzel. O fikrin doğru olduğuna inanmama sebep olan şey nedir?
Birşeyi bilmek ve inanmak arasındaki felsefi soru, zihinsel ve takıntılı olarak kafamda artık yerini almıştır. 
"Sarsılmaz doğrulardan kırılgan yanlışlara."