kahramanın yolculuğu
Her güzel hikayenin, bize dokunan her hikayenin bir yolculuk hikayesi olduğunun farkında mısın? Kahramanın yolculuğu. Bu, insanlık tarihinin belki de en basit ama en etkileyici anlatım biçimlerinden biri.
Aklıma bir sürü roman, film, destan, şiir geliyor — hepsi birbirinden değerli eserler. Hangisini okursam, izlersem içimde bir tat bırakıyor.
Kahraman bir şeye çok inanır. Onun uğruna savaşır, mücadele eder. Sonra bir şeyler olur ve bildiği her şeyin aslında yanlış olduğunu anlar. Yıllarca verdiği mücadeleyi sorgular, bazı dersler çıkarır. Eseri bitirince "vay be" dersin. "Ne güzel anlatmış" dersin.
Ama burada hep bir başka kahraman vardır. Hep başkası. Hep başkaları hatalıdır, düşüncesizce davranır. Ya da hep o kahraman hata yapar ve sonunda doğru yolu bulur.
Sonra kendi kendimize deriz ki sonunda kahraman doğru yolu buldu.
Sonra kendi kendimize deriz ki sonunda kahraman doğru yolu buldu.
Peki sen hiç kendi hayatının kahramanına sordun mu? O nerede hata yapıyor, nerede yanılıyor?
Eğer hiçbir yerde hata yapmadığını düşünüyorsa, ona bir kere daha sor.
Eğer bir yerlerde hata yaptığını düşünüyorsa ki bu kabul etmektir iyi bir adımdır. Ama bu hataların sebebini hâlâ kendi dışında arıyorsa — çevresinde, başkalarında, ya da en sinsisi kendi cevaplarında — o güzel kahramanlık hikayelerini okuyup hayatının sonuna kadar böyle devam edebilir.
Ya da... bu soruyu kendine bir daha sorabilirsin. Hayatındaki bütün hataların, bütün yanlışlıkların sebebinin kendin olduğunu kabul ettiğin andır. İşte bu teslim olmaktır.
Bu ölmektir. Fakat nefes almaya devam edersin.
Bu ölmektir. Fakat nefes almaya devam edersin.
İşte o an, seni kahramanın yolculuğunun asıl öznesi yapar.