günahsızdan şahide
Küçük bir çocuktum.
Hz. Adem dedem yanıma geldi, eğilip bana
"Hoşçakal yavrum, gitmem gerekiyormuş, son günahsızlığın tadını çıkar." deyip yanaklarımdan öptü ve gitti.
Hz. Adem dedem yanıma geldi, eğilip bana
"Hoşçakal yavrum, gitmem gerekiyormuş, son günahsızlığın tadını çıkar." deyip yanaklarımdan öptü ve gitti.
Sonra büyüdüm.
Sevdim, yanıldım, kırıldım, hata yaptım.
Kimi gece dibi görünmeyen kuyularda buldum kendimi, hiç çıkamayacakmışım gibi.
İşte orada, en karanlık yerde tanıştım Hz. Yusuf'la.
Beni o kuyudan, gözlerimin içine bakarak çıkardı, ben farkına bile varmadan.
Sevdim, yanıldım, kırıldım, hata yaptım.
Kimi gece dibi görünmeyen kuyularda buldum kendimi, hiç çıkamayacakmışım gibi.
İşte orada, en karanlık yerde tanıştım Hz. Yusuf'la.
Beni o kuyudan, gözlerimin içine bakarak çıkardı, ben farkına bile varmadan.
-Sonrası hikayelerle dolu.
Yaşadıklarım, öğrendiklerim, tanıyıp unuttuğum, belki hala farkında olmadığım nice insan.-
Yaşadıklarım, öğrendiklerim, tanıyıp unuttuğum, belki hala farkında olmadığım nice insan.-
Uzun zaman sonra bana bir gün dediler ki:
"Doğru bildiğin her şey yanlış. Seni sen yapan her şey yalan."
Direndim. Gecelerce boğuştum. Bunu kabul etmek, yapmak çok zordu.
Tam o sırada omzuma bir el dokundu: Hz. İbrahim.
Göz göze geldik.
"Yap," dedi.
Yaptım.
"Doğru bildiğin her şey yanlış. Seni sen yapan her şey yalan."
Direndim. Gecelerce boğuştum. Bunu kabul etmek, yapmak çok zordu.
Tam o sırada omzuma bir el dokundu: Hz. İbrahim.
Göz göze geldik.
"Yap," dedi.
Yaptım.
Ve uyandım.
Uyanırken göğe yükseldim.
Gözlerimi açtığımda, huzur aydınlanma ve anlam yüklendi. artık her şeyiyle bildiğim o küçük dünyaya yukarıdan bakıyordum.
Orada, bütün mucizelerin sahibi seçilmiş bir yetim gibiydim. Dünyaya geri döndüm ve Hz. İsa ile göz göze geldik. Dünyanın en tatlı gülüşüyle selam verdi bana.
Gözlerimi açtığımda, huzur aydınlanma ve anlam yüklendi. artık her şeyiyle bildiğim o küçük dünyaya yukarıdan bakıyordum.
Orada, bütün mucizelerin sahibi seçilmiş bir yetim gibiydim. Dünyaya geri döndüm ve Hz. İsa ile göz göze geldik. Dünyanın en tatlı gülüşüyle selam verdi bana.
Bu çölde bir vaha bulma anı gibiydi. Fakat burada bu suyu sadece ben içiyordum diğer herkes körebeydi. İşte tam da bu sebeple içimde oturtamadım bi huzursuzluk vardı.
Ok bir kere yaydan çıkmıştı. Sonuna kadar gidilecekti. Yarıda bırakmak olmazdı
Ok bir kere yaydan çıkmıştı. Sonuna kadar gidilecekti. Yarıda bırakmak olmazdı
Derin düşünceler halinde bir nehirin yansımasından kendime bakarken "son" peygamberle karşılaştım: Hz. Muhammed.
Gözleri bana bakmıyordu.
Bir insanın bir şeye bakabileceği en güzel haliyle, başka bir yöne bakıyordu.
Heyecanla ben de onun baktığı yere çevirdim kafamı. Kimse yoktu
Başımdan kaynar sular döküldü, ama içimi tarif edemediğim bir ferahlık kapladı.
Gözleri bana bakmıyordu.
Bir insanın bir şeye bakabileceği en güzel haliyle, başka bir yöne bakıyordu.
Heyecanla ben de onun baktığı yere çevirdim kafamı. Kimse yoktu
Başımdan kaynar sular döküldü, ama içimi tarif edemediğim bir ferahlık kapladı.
Ve Allah'ın varlığı bütün benliğime, bütün damarlarıma doldu.
O andan sonra Allah'ın varlığı ve birliği benim için inanç konusu değil, apaçık bir gerçekti.
Başımı hızlıca yeniden nehirdeki kendi yansımama çevirdim.
Yansımada ne o vardı artık, ne de "O".
Yalnızca ben.
O andan sonra Allah'ın varlığı ve birliği benim için inanç konusu değil, apaçık bir gerçekti.
Başımı hızlıca yeniden nehirdeki kendi yansımama çevirdim.
Yansımada ne o vardı artık, ne de "O".
Yalnızca ben.
Kendi gözlerime baktım ve sordum:
"Daha dibi yok işte, belli ki bu son neyi bekliyorsun?"
"Daha dibi yok işte, belli ki bu son neyi bekliyorsun?"
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü
Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur. Ve yine şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.