← Tüm yazılar

islamiyet

Kelime anlamı: teslim olmak.
Bu evrenin neden yaratıldığını kalpten anlamak için yapman gereken şey, tahmin edebileceğinden kat kat zor bir eylem: teslim olmak. Yani seni sen yapan bütün değerlerinden vazgeçmek.
Teslim olmayı övmenin teslimiyetin şanına yakışmadığını fark ediyorum. Çünkü zorluğunu ne kadar anlatırsam Rabbimi o kadar övmüş olurum. Oysa teslim olmak, övmeyi de öveni de öldürmeyi gerektirir.
Bunu kelimelerle nasıl anlatırım bilmiyorum, ama deneyeceğim.
Rabbin kudreti kulun kudretini geçtiğinde ya da kulun kudreti Rabbin kudretini geçtiğinde, içinde bir nur yanacak. Allah o nurun içindedir. Orası kulla Rabbin birleştiği yerdir. Dengedir. AŞK'tır, AŞK.
Ve Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.
İslam'ın birinci şartı Kelime-i Şehadet getirmektir. Yıllarca okuduk, yıllarca öğretildi. Belki çoğumuzda içimize sinmeden bir kulaktan girip öbüründen çıktı. Bir şeyi fark ediyor musun? Kelime-i Şehadet okunmuyor, getiriliyor.
"Ben şehadet ederim ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki, Hz. Muhammed O'nun kulu ve elçisidir."
Bu kadar açık ortada olan bir şeyi yıllarca görememek... Belki de bunu hemen fark edememek, sınavın ta kendisi.
Rabbini bilen kendini bilir.
Kendini bilmek, en az bir kere yok olmaktan geçer. Buradaki paradoksu görüyor musun? Kendini bilmek istiyorsun, ama bilmek için varlığını yok etmen lazım. Var olmak için yok olmak gerek. Bu ne yaman çelişki anne?
Kendi gerçekliğimize, kendi doğrularımıza, kendimizle ilgili her şeye öyle bağlanıyoruz ki belki de bilmeden, istemeden bunların kulu ve elçisi oluyoruz. O gerçeklik bizi yönetmeye başlıyor. İnandığımız, taptığımız, hizmet ettiğimiz Rabbe dönüşüyor.
Sonra gözlerin kendi ellerinden kalkıyor ve başka gözlerle karşılaşıyor. Etrafına bakıyorsun: Hepsinin bir Allah'ı var, hepsi birer kul. O zaman neyde haklı olduğumuzu iddia ediyoruz? Kime iddia ediyoruz? Allah'a mı?